Antalya Olimpos Gezilecek Yerler: Tanrıların Dağı

0

2008 ve 2010 yıllarında iki defa bulunduğum bu bölge bir çok yönüyle tatilcileri çekiyor. Bungalov evlerde konaklayıp, antik kent gibi tarihi destinasyonları ziyaret ederek ve sahilde dinginlik içinde güneşlenerek huzur dolu bir tatil yapabilirsiniz. Öte yandan küçük bir yer olmasına rağmen gece kulüplerinde zil zurna sarhoşluğunuzla denizde vücut sıcaklığınızı düşürüp öğlene kadar uyuyarak yorucu ama zevkli anılarla dolu bir tatil de yapabilirsiniz. Farklılık olsun derseniz bahar aylarında ve hatta kışın bile tercih edebilirsiniz. Uludağ, Kartepe, Safranbolu, Sapanca, Yedigöller gibi bölgelerimiz de varken ben şahsen tercih etmezdim ilkbahar sonu, yaz harici aylarda.

Üniversitedeyken bir kaç günlüğüne kaçabileceğimi düşündüğüm ilk bölge olmuştu. Şans bu ya Eskişehir’in meşhur doktorlar caddesinde aylak aylak dolaşırken karşıma çıkan standta asılı “4 günlük olympos tatili şu kadar lira” afişi gözüme çarptı ve Mayıs ayı sonu; kuzey bölgelerimizde yaşayan insanlarımız kışlık kıyafetlerinin hepsini yatak altına, gardrobun kullanılmayan kısımlarına tıkmaya başlamamışken, güney bölgelerimizde yazın çoktan geldiğini oraya ulaştığımda gördüm. Sevindiriciydi.

Organizasyonu yapan arkadaşların anlaştığı ismini vermeyi tercih etmediğim fakat diğer tesislerden çok çok da farkı olmayan bir bungalov pansiyona yerleştim. İlk kez ağaç ev! Ama otellerde konaklamaktan kat be kat keyif verici. Bir kere çok daha samimi.

GİT Bİ GÖR: Yanartaş. Her tarihi bölgede olduğu gibi buranın da efsaneleri mevcut. Olimpos’a gidiyorsanız bu mitolojik bölgeyi de kesinlikle görün. Çok fazla atraksiyon beklemeyin! Kayaların arasından kendine yol bulan doğalgazın senelerdir durduraksız yandığı yer. Çıralı yakınlarında bulanan Yanartaş’ın efsanesi özet olarak yerin 7 kat altına Bellerophontes tarafından gömülen Chimera‘nın bitmek bilmeyen ateşidir.


Tatilinizi ister pansiyonlarda konaklayarak geçirin ister çadırınızda -ki bir sonraki gidişimde çadırı tercih ettim- ikisinden de ayrı haz duyacaksınız. Sabahtan denizin ve güneşin keyfini, o saatte pek az bulunan neşeli tatilcilerle geçirip, öğleden sonrasını bölgeyi keşfederek ve akşamı da sahilde ateş başında diğer gruplarla kaynaşarak, içkinizi içerek geçirebilirsiniz. Tabi “burada ateş yakmak yasak”çılar gelip gidene kadar ufak bir karanlıkta gökyüzü seyri şart olabilir. Suni ışıklandırmanın olmayışı, sadece ay ışığının yansıması kumsalı daha çekici kılıyor.

Sahile gelmeden önce karşılaşacağınız kurumuş odun, çalı çırpıyı fazla fazla götürün ki, yakacağınız ateşin büyüklüğünden etkilenip tüm gece sakinleri grubunuza dahil olsun. Yalnız kalıp, ayın yansımasında romantik cümleler sarfedecekseniz ateşi çok da fazla harlamayın. “Amaan uykum geldi ben yatağıma gidiyorum” moduna girecek bir keyif kaçırıcı yoksa, en azından bir kere güneşin doğuşunu izleyip öyle sonraki güne geçin. Emin olun böyle uykusuz kalmak sizi mutlu edecek.

GİT Bİ GÖRAntik Kent. Pansiyonlar bölgesinden sahile doğru ilerlerken her adımınız Olimpos antik kentinde keşif olacaktır. Önünüze çıkan patikalara sapın ve orada yatan tarihe şahit olun, bilgilendirici tabelalara bir kaç dakika zaman ayırın, içinde bulunduğunuz bölge hakkında bilgi edinin. Ayrıca sahili kuşbakışı izlemek için yine patikaları takip edip tepeliklere çıkın ki denizin panoramik görüntüsünü hafızanıza kazıyabilin.


Bir sonraki gidişim 2010 Haziran’ına denk geliyor. Bu defa yanımıza aldığımız iki kişilik çadıra dört kişi sığışmak ve maliyetleri düşürmek niyetindeydik. Nerede nasıl yaparız kararlaştırmadan çıktık yola. Niyetimiz Adrasan’da bir tatil geçirmekti fakat Adrasan’ın sakinliği hareketli ruhumuza çok fazla dinlendirici gelmişti ve Olimpos’a gidelim en iyisi dedik. Sahil’de duyduğumuz “gel abi gel tekne turumuza katıl”  çağrısına karşı koyamadık ve katıldık.

GİT Bİ GÖR: Yat turu. Fosforlu mağaraKorsan, Sazak, Ceneviz koyları. Sözde ucuza kapatacaktık tatili, mümkün mü 🙂 Adrasan’dan Olimpos’a giderken Fosforlu Mağarasında demir atıldı, denize dalıp mağaranın derinliklerinin şnorkel ile görsel keyfini çıkardıktan sonra sırasıyla korsan, sazak, ceneviz koylarında demir attık. Ceneviz koyunda sözde her derde deva kil banyosu yapmadan da devam etmedik yolumuza. Tabi Adrasan’dan yola çıkmayacaksanız muhtemelen durum ters işleyecektir sizin için. Fırsat yaratın ve mutlaka denizin verdiği huzur ile görün bu eşsiz yerleri.

Olimpos sahiline vardığımızda tekne fazla yanaşamadığı için bizi aşağı yukarı yirmi metre açıkta bıraktı, çantalarımız ellerimizde havaya kaldırılmış vaziyette kumsala kadar yürümek, güneşlenen ve yüzen insanların bakışları da işin keyifli kısmı oldu. Artık yerleşip kendimizi denize atmak istiyorduk. Çadır ile kalabileceğimiz yer ayarlayamazsak diye gözümüzü pansiyonlara diktik. Yine şanslıydık aslında, pansiyonlardan birinin o günlerde kullanmadığı boş alanı vardı, gayet uygun fiyata bize orayı kiraladı, diğer imkanlardan yararlanmamız da engellenmediği için gayet karlı çıktık.


Tabi içme suyu, çamaşır makinesi, aydınlatma, tuvalet, duş gibi bir çok imkanın sunulduğu çadır kampları da var, olurda bir daha gitme fırsatı yakalarsam diğer alternatifim de bu olacak.

GİT Bİ GÖR: Eğlencenize Bull BarHangar Bar, Eski Yeni Bar (eğer hala çalışıyorlarsa) gibi eğlence mekanlarına uğrayarak renk katabilirsiniz. “Sakinlik arıyorum, zaten gürültüden karmaşadan kaçtım” diyorsanız az önce bahsettiğim gibi gece sahil yada konakladığınız yerin aktivite alanları sizi dinginliğinize kavuşturacaktır.

İnsanların memnuniyet kriterlerine, beklentilerine göre değişiklik gösterir elbette fakat otellerden uzak kalamam hepsi dahil sistemden başka yapamam, havuza gireyim, losyonumu süreyim, şezlongta güneşleneyim, saunada ter atayım derdiniz yoksa yüksek memnuniyetle, çok güzel anılarla döneceğiniz Türkiye’nin en güzel koylarından biridir bence.

Farklı fikirlerinizi paylaşmayı unutmayın.

Paylaş.

Yazar Hakkında

Genellikle insanlar kendilerini özetlerken fazla uzun cümleler kuramaz. Fakat şahsına münhasır ben, kendimden bahsettiğim gibi hiç bir şeyden bahsedemem. Uzun sürer, zaman ve enerji alır. Yine de... Bu bahsi geçen tavır silsilesini değiştirmek, en neşeli anlarda bile olumsuzlamayı istemsizce yapı taşı haline getirmiş yapısal fonksiyonları en azından standart seviyeye çekebilmek ve tabi ki keşfetmenin tadına en üst seviyelerde varabilmek adına, kendisini doğaya, keşfedebileceği neşe dolu yerlere, yakın-uzak destinasyonlara atabilmek adına arayışını sürdüren, ruhunda bir yerlerde çıkmaya hazır serüvenperest özelliğini heyecan ile bekleyen sade bir vatandaş olsa gerek doğru oto-tespit.