Bursa Gölyazı Gezilecek Görülecek Yerler: Kadim Yarımada

0

Gölyazı: Kadim Yarımada
Herhâlde, gezmeyi, yeni yerler keşfetmeyi seven; ailesiyle farklı bir Pazar geçirmeyi isteyen, ‘haydi yarın kahvaltıya falanca yere gidiyoruz’ diyenlerden pek fazla gidip görmeyen kalmamıştır bu yarımadayı. Kendi şehri Bursa‘da olduğu kadar çevre illerce de tanınmaktadır. Kimi zaman piknikçilerin, kimi zaman fotoğrafçıların; daha çok, şehrin patırtısından uzaklaşıp biraz kafa dinleyeyim diyenlerin durağı olmuş burası.

Evlerinin her taşında tarih okunan Gölyazı halkı geçimlerini özellikle balıkçılıktan sağlamaktadırlar. Ziyaretçi sayılarının, fi tarihinden beri hızlı bir şekilde ivme kazanmasıyla, köylüler çeşitli hünerlerini de ticarete dökmeye başlamışlar. İlk girdiğinizde balık ağı ören teyzeler karşılar sizi, bir kaç adım sonra burnunuza gözleme kokusu gelmeye başlar, kıyıdan ilerlerken uzaktan başka bir abla seslenir ‘sandal turuna çıkmak ister misiniz gençler?’ diye. Sıcak kanlı bu halk haftasonları gezmeye gelenleri müşteriden çok misafir gibi ağırlamaktadırlar. Hoş sohbetlerini esirgemedikleri gibi alışveriş esnasında köyün tarihini bir çırpıda hafızanıza kazıyıverirler.

GİT Bİ GÖR: Şuan kültürevi olarak hizmet veren Eski Rum Kilisesi (Aziz Panteleiman Kilisesi).

Bursa’nın Nilüfer semtinde bulunan, Uluabat gölüne uzanan Gölyazı’da güneşin batışını izlemek, sandallarında ağlarını toplayan köylülerin silüetlerini karelemek, Romalıların izlerini taşıyan köyde en keyifli hadiselerden biridir.

GİT Bİ GÖR: Ağlayan Çınar.

Tarihin verdiği yorgunlukla, yan yatmış ulu bir çınar…
Lakin, yaşamaktan umudunu kesmemiş, uzanmış öylesine
Bağrı yanık, yaprakları hüzün, içi kan ağlarcasına
Ardında sevgi bahçesi, açmayan gonca bir gül;
Önünde, oluk oluk göz yaşlarının eseri, koca bir göl.

Mehmet Okatan

 

Bu içi oyuk çınarın hikayesini yerli halktan dinlemenizi tavsiye ederim. Yine de efsaneyi okumak için bir kaç dakika;

Anlatılan odur ki; şimdiki adı Gölyazı olan Apolyont şehrinde, Osmanlı döneminde Rumlar ve Türkler birlikte yaşarmış. Bizim delikanlı Mehmet güzeller güzeli Rum kızı Eleniye sevdalanmış. Çocukluktan beri süregelen bu aşk, Kurtuluş Savaşı yıllarında Rum köylerinin boşaltılmasıyla birlikte bir kabusa dönüşmüş. Mübadele ile Apolyontta bulunan Rumlar ile Selanik te bulunan Türkler yer değiştirmiş. Apolyonttan topyekün yola çıkan Rumlar içerisinde Mehmet’in sevgilisi Eleni ve aileside varmış. Bunu öğrenen Mehmet kalabalığın içerisinde sevdiği kızı Eleniyi aramaya başlamış. Tam onu gördüğü sırada Eleninin büyük ağabeyi Yorgi Mehmet’in yolunu kesip geri dönmesini ve Eleniyi unutmasını söylemiş. “Bizler artık kardeş komşular değil, düşman iki milletiz. Bu iş asla olmaz!” demiş. Mehmet sevdasından asla vazgeçmeyeceğini gerekirse bu uğurda canını bile vereceğini söylemiş. Bunun üzerine sinirlenen Yorgi, hançerini çekip defalarca Mehmete saplamış. Aldığı yaralarla acılar içerisinde kıvranan Mehmet, son bir gayretle Eleniyle gizli gizli buluştuğu ulu çınarın oyuğuna kadar gelmiş.
Vücudundan akan kanlarla çınarın oyuğuna şunları yazmış:”Canım sevdiğim, sonsuza dek seni burada bekleyeceğim.” Konvoy ilerlerken Eleninin sırdaşı, can dostu Penelopi, Yorgi ile Mehmet arasında geçen tartışmayı görmüş koşarak can dostunun yanına giderek bütün olan biteni anlatmış. Olanları öğrenen Eleni, bir fırsatını bulup konvoydan ayrılarak doğruca sevdiğine koşmuş. Ancak çınarın oyuğuna geldiğinde her zaman en mutlu anlarını geçirdiği bu ulu çınar onun kabusu olmuş. Biricik sevdiği kanlar içerisinde oracıkta boylu boyuna yatıyormuş. Sevdiğinin başını kollarına almış, son kez gözlerine bakmış, hıçkırıklar içerisinde ağlayarak “Merak etme bitanem, az sonra kavuşacağız ve sonsuza dek bu çınarın oyuğu olacak yuvamız, bu çınar var oldukça sonsuza dek yaşayacak sevdamız…”demiş.
Daha sonra belinden çözdüğü kuşağının bir ucunu çınarın bir dalına, diğer ucunu da boynuna geçirerek oracıkta canına kıymış.
Efsane odur ki; ulu çınar bu hazin öykünün ardından kanlı gözyaşları dökmeye başlamış.

GİT Bİ GÖR: Ayrıca fırsat bulunabilirse, bir çok etkinliğin yapıldığı, konserlerin verildiği her yıl düzenlenen Leylek Şenliği‘ne katılmalısınız. Şenliğin gerçekleştiği Eskikaraağaç Köyü Gölyazı’ya 14km mesafede.

Ayrıca, göçmen kuşların uğrak mekanı olan Uluabat gölü nadir de olsa kuş gözlemcilerini ağırlamaktadır.

Son olarak, günlük koşuşturmadan, stresten kaçmak için yer arıyorsanız, Gölyazı kesinlikle alternatiflerinizden biri olmalı, hangi mevsim giderseniz gidin alacağınız haz farklılığını koruyacaktır. Sohbet etmekten hoşlanıyorsanız köy ahalisinin toplandığı kahveye uğrayın ve bir selam verin, akşamın nasıl olduğunu anlayamayacaksınız. Eğer güneş batarken oradaysanız deklanşöre basmayı ihmal etmeyin!

Paylaş.

Yazar Hakkında

Genellikle insanlar kendilerini özetlerken fazla uzun cümleler kuramaz. Fakat şahsına münhasır ben, kendimden bahsettiğim gibi hiç bir şeyden bahsedemem. Uzun sürer, zaman ve enerji alır. Yine de... Bu bahsi geçen tavır silsilesini değiştirmek, en neşeli anlarda bile olumsuzlamayı istemsizce yapı taşı haline getirmiş yapısal fonksiyonları en azından standart seviyeye çekebilmek ve tabi ki keşfetmenin tadına en üst seviyelerde varabilmek adına, kendisini doğaya, keşfedebileceği neşe dolu yerlere, yakın-uzak destinasyonlara atabilmek adına arayışını sürdüren, ruhunda bir yerlerde çıkmaya hazır serüvenperest özelliğini heyecan ile bekleyen sade bir vatandaş olsa gerek doğru oto-tespit.